Jump to content

Dougherty, Wescott and the Others | Vicewood Glamour


Önerilen İletiler

Oluşturuldu: (düzenlendi)

 

FNzyfUm.png

7DCamv3.png

iav7t6J.png

 


tarihinde orient tarafından düzenlendi
gönderildi (düzenlendi)

İndeks yazılacak.

tarihinde orient tarafından düzenlendi
gönderildi (düzenlendi)

  

 

T H E   B I R T H   O F   V I C E W O O D


Dinle, sana yaşananların öyküsünü anlatacağım.

 

Bizim doğuşumuz süslü kundakların içinde olmadı. Hürriyetin paha biçilemeyen ağırlığını sırtlanmak zorunda kaldık. Paskalya'da cesur önderlerimiz nasıl asıldıysa Dougherty Productions da öyle doğdu, bizim kaderimizle Aziz Patrick'in ülkesinin kaderi arasında kanla çizilmiş bir eşitlik var. HBO ilk başarılarını elde ederken hissettiğimiz imreniş Britanya postalı altındaki milletlerin hür dünyaya duydukları imrenişle aynı şeydir. Tüm mücadelelerde olduğu gibi başarılar ve başarısızlıklar iç içedir, önemli olan şey ise neticedir.

Dizi ve kısa film denemelerimiz nasıl kurtuluş mücadelesinin ilk safhalarında olduğu gibi başarısız olduysa, kısa filmlerimiz ve sinemadaki çalışmalarımız üç renkli bayrağımızın Dublin gönderlerinde dalgalanması gibi başarılıdır. Dougherty Productions kusursuzluğun değil, bir başarının öyküsüdür.

 

Sinemaya olan ilgimin başlamasından önce genç ve idealisttim: sanatın topluma yön verdiğini ve bizim çizeceğimiz istikâmetin toplumu faydalı uğraşlara yönlendirmesi gerektiğine inanıyordum. Mütevazı yaşantılar süren insanların gülmeye, eğlendirilmeye ve onlara katkı sağlayacak meziyetler elde etme konusunda telkinlere ihtiyaçları vardı. Bilinçli bir toplumun inşa edilebilmesi için Marksist dünya görüşü çerçevesinde yardımlaşan, birbirini kollayan ve kolektif bilince sahip bir güruhun vücuda getirilmesi elzemdi. İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu'nun üzerine sürülen kahverengi üniformalı emperyalist orduları tepelemesi, yeni bir sendikacı Amerikan rüyasına ilham veriyordu.

Akademi ödüllerinde defalarca aday gösterilen çalışmalarımın niçin ödüllendirilmediğini o zamanlar anlayamıyordum fakat odada bir fil olduğu aşikardı: Amerikan gerçekliği kendini dayatıyordu. Los Santos'un ihtişamlı kalburüstü yaşantısıyla gettonun banallığını karşılaştırdığımda nerede hata yaptığımı anladım. Burası üretim ve mücadeleyle ayağa kaldırılacak insanların ülkesi değildi, eğitim görmekle vakit kaybetmenin eşdeğer olduğu obskürantist bir tüketim toplumunun ortasına doğmuştuk.

 

İdealizmimi böyle kaybettim, daha doğrusu, gözlerim böyle açıldı. Cehalet ve tüketimin mücadele edilmesi gereken kavramlar değil, teşvik edilmesi gereken Amerikan değerleri olduğunu idrak ettiğimde yirmi yaşındaydım. Yasaların koşulsuz uyulması gereken toplumsal kurallar oldukları alt metnini içeren projeme bir içecek reklamı verip yüklü miktarda para kazanmıştım. Çekimleri gerçekleştirdiğimiz muhitlerde kaldırım taşları üzerinde m komasına giren, sefilce, insan onuruna yakışmayacak tarzda çırpınarak can veren insanları gördüm.

Bu ülkenin hamuru biz beyaz Avrupalılar tarafından yoğruldu ve bugünkü halini alana kadar şekillendirildi. Işık teknikerliği yaptığım zamanlarda bunu hiç aklımdan çıkartmadım, kendimi sorguladım. Vicewood'un tepesinde güneşlenenler mi, yoksa kaldırımlarda can verenler mi gerçek Amerikalılardı?

 

Hümanizmaya dair sahip olduğum tüm prensiplerimi tek celsede silme kararımı böyle vermiştim. Her ne kadar acınası vaziyette olsalar da, o insanlar yollarını böyle çizmeyi kendi hür iradeleriyle seçmişlerdi. Toplumun belli bir kesimi topyekün biçimde bilinçli olarak intiharı seçiyordu. Bloods ve Crips birbirini yok ederken Barack Obama'nın Oval Ofis'te günlerini geçiriyor olması 'Amerikan özgürlüğü' dediğimiz şeyin doğal bir neticesi değil miydi? Toplumun en aşağı kademesini bile incelediğimde bireylerin kendi seçimlerinin yarattığı sonuçlar ve bu sonuçlara bağlı koşullar içerisinde yaşadıklarını büyük bir hayretle keşfettim. Bütün bunlar olurken yirmi iki yaşındaydım.

 

Amerikan rüyası ancak kendini gerçekleştiren kişilerin bireysel kabiliyetleriyle mümkün kılınmıştı. Konu devasa bir alışveriş merkezine benzeyen bu ülkede üretimin teşvik edilmesinden çok uzaktı. Yeni Babil, bir hayatta kalma mücadelesinin öyküsüydü. Burada sadece tüketenler ve tükettirenler, silenler ve silinenler, yok olanlar ve yok edenler vardı. Bütün bunları göz önüne aldığımda insanın en ilkel güdüsünü, hayatta kalma isteğini kanıksadım. Kapital insanları birbirine düşman eden, bizi özümüze yabancılaştıran bir alet değildi artık. Tek gerçek mücadele olan hayatta kalma mücadelesinin nihai amacı ve aracıydı.

 

İnsanın özgür iradesiyle yaşsmına yön vermesi, ancak tam bilince sahip olduğunda mantıklı olabilir. Serbest piyasaya inanmaya başladığımda bu prensibi tam anlamıyla benimsedim. İnsanların tüketim huylarına yön veren ve onları pazara bağımlı kılan biz kapitalistler, kanun kaçağı veya haydut olarak nitelendirilemeyiz. Zirâ tüketim sürecine iştirâk eden her müşteri, onlar bilinçli hareket etmeseler dahi gönüllülük esasıyla alışveriş yapmaktadır. İhtiyaç duymadıkları halde bir ürüne veya bir hizmete binlerce dolar para harcayan bir Amerikan vatandaşını kimse satın alım yapmaya zorlamamaktadır. Kurulan sistem ister bilinçli ister bilinçsiz olsun, tüketiciye yalnızca iki seçenek sunar: satın almak veya almamak. Basit bir sörf tahtasına duyulan imrenmenin bile gerçek özgürlüğe duyulan imrenmeden fazla olduğunu keşfettiğimde, kapitalciliğe tam anlamıyla teslim oldum. Yirmi beş yaşındaydım.

 

Eğlence sektöründeki tüketimin ise ne denli korkunç, ve aynı oranda büyüleyici olduğunu bizzat deneyimledim. Televizyon ve medya, yirmi birinci yüzyılın en büyük illüzyonunu gözler önüne serdi: maruz kalmaya rızası olmasa bile tüketiciyi kendine maruz bıraktırarak gelişen ve büyüyen devasa bir sektör yaratılmıştı. Bir berberde tıraş olan standart bir Amerikan vatandaşı bile arka planda çalışmakta olan televizyona belki istemsizce, belki de farkında bile olmadan maruz bırakılıyordu. Böylesi basir bir inovasyon bile yüz milyonlarca dolar getirisi olan yeni bir iş alanının yaratılış destanını dünyaya haykırıyordu, yeni bir çağa tanıklık ediyorduk.

 

Sinema benim ilk tutkum değildi, televizyonun büyüsüne kapılarak işe başladım. Her ne kadar toplumun geniş bir yelpazesine ulaşsa da televizyon zahmetli bir işti. Bir sürü insanın çalışması ve para kazanması gerekiyordu, gereğinden fazla kişiye istihdâm yaratması adeta bir iş enflasyonuna kapı aralamaktaydı. Sinemaya olan ilgimin yoğunlaşması da böyle oldu. Dijital olmayan sinema belirli sayıda insanın kısıtlı zaman dilimlerinde çalıştırılarak ortaya çıkartılmış bir ürünün, gösterildiği her yerde fikri ortaya atan kişiye para kazandırmasına olanak sağlayan bir kapitalist rüyasıydı. Vicewood, bu rüyadan doğdu...


tarihinde orient tarafından düzenlendi
  • 2Ay Sonra...
gönderildi

💯

gönderildi (düzenlendi)

 

 

 

 

uCV5YA6.pngA1DWwUt.png

 

Alıntı

𝕬𝖓𝖉 𝖇𝖞 𝖙𝖍𝖊 𝖕𝖔𝖜𝖊𝖗 𝖎𝖓𝖛𝖊𝖘𝖙𝖊𝖉 𝖚𝖕𝖔𝖓 𝖍𝖎𝖒 𝖇𝖞 𝖙𝖍𝖊 𝕲𝖔𝖉, 𝖍𝖊 𝖌𝖆𝖛𝖊 𝖑𝖎𝖋𝖊 𝖙𝖔 𝖙𝖍𝖊 𝖑𝖎𝖋𝖊𝖑𝖊𝖘𝖘, 𝖍𝖊𝖆𝖑𝖊𝖉 𝖙𝖍𝖊 𝖈𝖗𝖎𝖕𝖕𝖑𝖊𝖉 𝖆𝖓𝖉 𝖈𝖗𝖊𝖆𝖙𝖊𝖉 𝖆𝖑𝖑 𝖙𝖍𝖊 𝖐𝖓𝖔𝖜𝖓 𝖛𝖆𝖑𝖚𝖊𝖘 𝖔𝖓 𝖊𝖆𝖗𝖙𝖍. - 𝕮𝖎𝖓𝖊𝖒𝖆𝖙𝖔𝖌𝖗𝖆𝖕𝖍𝖊𝖗𝖘, 𝟕:𝟐𝟐

tarihinde orient tarafından düzenlendi
gönderildi (düzenlendi)

aYIYZQa.png

 

Spoiler

P8Tk5dT.jpeg

 

tarihinde orient tarafından düzenlendi
gönderildi

buadamyapiyor

gönderildi

lujdxzd.png

gönderildi

VZ7VoHm.png

gönderildi

begenmedim 

  • Beğen 2
Misafir
Bu konu kilitlenmiş, mesaj gönderemezsiniz.
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    • Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.
  • Son Reklamlar LIVE

    30s yenilenir • 15 reklam

    Enrico Sante
    20
    Enrico Sante ÇEVRİMİÇİ

    [ADS Güvenlik] Sende şehrin en iyi bodyguardı olmak istemez misin? İletişim: 578-122

    Danny Harrington
    7
    Danny Harrington ÇEVRİMİÇİ

    Halk dostu Lost Heaven BAR'da giriş ücreti yok! Malibu manzarasında biranızı yudumlamak ve şehrin en uygun fiyatlarında hizmet almak için adres Vespucci - Goma ST! No 781. ((/gps isyeri 781))

    Marina Westbrook
    17
    Marina Westbrook ÇEVRİMİÇİ

    Hayat kurtaranlar arasına katıl! Los Santos Fire & Medical Department yüksek maaş ve lojman imkânıyla yeni personel arıyor. İtfaiye Eri, Doktor, Psikiyatri ve Hemşire alımı devam ediyor. ((Los Santos Hükümeti > LSFMD > İşe Alım))

    Liana Nara
    57
    Liana Nara ÇEVRİMİÇİ

    [GROVE BAR] Venezuela başkanı burada bira içerken alındı, sende gel biranın keyfini çıkart! @269

    Tanisha Pearce
    28
    Tanisha Pearce ÇEVRİMİÇİ

    [Grove Bar] Sayın Donald Trump Venezuela başkanına saldırı emrini burada verdi, üstüne de keyif birası içti. @269

    Vance Fisher
    45
    Vance Fisher ÇEVRİMİÇİ

    [GROVE BAR] Gelmeyenin evine biz geliyoruz! Los Santos'un en nezih köşesinde bir viski iç. ((/gps isyeri 269))

    Liana Nara
    57
    Liana Nara ÇEVRİMİÇİ

    [GROVE BAR] Venezuela başkanı burada bira içerken alındı, sende gel biranın keyfini çıkart! @269

    Tanisha Pearce
    28
    Tanisha Pearce ÇEVRİMİÇİ

    [Grove Bar] Sayın Donald Trump Venezuela başkanına saldırı emrini burada verdi, üstüne de keyif birası içti. @269

    Enrico Sante
    20
    Enrico Sante ÇEVRİMİÇİ

    [ADS Güvenlik] Sende güvenlik olup saatte binlerce dolar kazanmak istemez misin?! İletişim: 578-122.

    Liana Nara
    57
    Liana Nara ÇEVRİMİÇİ

    [GROVE BAR] Venezuela başkanı burada bira içerken alındı, sende gel biranın keyfini çıkart! @269

    Tanisha Pearce
    28
    Tanisha Pearce ÇEVRİMİÇİ

    [Grove Bar] Sayın Donald Trump Venezuela başkanına saldırı emrini burada verdi, üstüne de keyif birası içti. @269

    Victor Kane
    23
    Victor Kane ÇEVRİMİÇİ

    (Ring of Fire) “Sushi mi, ramen mi? Fark etmez, hepsi alevden geçiyor!" @418

    Tajuana Breisacher
    20

    Yüksek maaş, lojman ve itibarlı bir meslek fırsatı! Los Santos Fire & Medical Department geleceğin kahramanını arıyor. İtfaiye Eri, Doktor, Psikiyatri, Hemşire pozisyonları için başvurular açık! ((Los Santos Hükümeti > LSFMD > İşe Alım))

    Cole Mercer
    19
    Cole Mercer ÇEVRİMİÇİ

    (Ring of Fire) “Sushi mi, ramen mi? Fark etmez, hepsi alevden geçiyor!" @418

    Liana Nara
    57
    Liana Nara ÇEVRİMİÇİ

    [GROVE BAR] Venezuela başkanı burada bira içerken alındı, sende gel biranın keyfini çıkart! @269

  • Blog Statistics

    • Total Blogs
      14
    • Total Entries
      676
  • Üye İstatistikleri

    • Toplam Üye
      8,531
    • Çevrimiçi Rekoru
      3,400

    En Yeni Üye
    RRisus
    Kayıt tarihi
  • İletiler

    • Ravenna
    • Ravenna
    • Ravenna
    • Ravenna
      Gavran Todorov   Gavran Todorov 23 Nisan 2001’de Sırbistan’da dünyaya geldi. Todorov soyadı daha küçük yaşlardan itibaren onun üzerinde bir “gölge” gibi durdu. Bu soyadın ağırlığı vardı… ama Gavran hiçbir zaman o ağırlığı bağırarak taşıyanlardan olmadı. O, daha çok susarak taşımayı öğrendi. Ailesi onun “amca tarafı” olduğu için, doğrudan merkezde büyümese de Todorovların dünyası onun evinin kapısından eksik olmazdı. Bazen bir akşam yemeğinde masaya oturan adamların konuşmaları, bazen gecenin bir saatinde gelen telefonlar, bazen de herkesin bir anda sessizleşmesi… Gavran küçükken bile bunun “normal” bir aile düzeni olmadığını fark ederdi. Yine de panikleyen bir çocuk olmadı. Tam tersine; o yaşlarda bile gözlem yapmayı, dinlemeyi ve insanları okumayı kendine alışkanlık haline getirdi.   Çocukluğu: Sessiz ama Parlak Bir Zihin Gavran çocukken diğer çocuklar gibi sürekli koşturan, bağıran bir tip değildi. O daha çok kenarda durur, bir şeyi inceler, sonra doğru anda konuşurdu. Oyuncakları bile sıraya dizip düzen kurardı. Hatta aile içinde birileri şaka yollu “Bu çocuk büyüyünce ya avukat olur ya da başımıza bela olur” derdi. Ama Gavran bela olmayı hiç seçmedi. Çünkü o, gücün sadece yumrukla değil, cümleyle de kurulduğunu erken yaşta anladı. Evde tartışma çıktığında bağıranlar değil, sakin kalanlar kazanıyordu. Gavran bunu gördü ve kendine bir kural koydu: “Ben sesimi değil, aklımı yükselteceğim.” Küfür etmeyi sevmezdi. Çocukken bile ağzından kötü söz çıkmazdı. Çıkarsa da hemen toparlar, utanırdı. Onun yerine bakışlarıyla tepki verirdi. İnsanlar bazen onun o sakinliğini “çekingenlik” sanırdı ama Gavran çekingen değildi. Sadece gereksiz yere enerji harcamazdı.   Okul Çağı: Öğretmenlerin Sevdiği, Çocukların Merak Ettiği Çocuk Okul yıllarında Gavran iki şeyle tanındı: düzgün konuşması ve fazla olgun olması. Öğretmenler onu severdi çünkü derslerde akıllı sorular sorardı. Ama bu sorular “hava atmak” için değil, gerçekten anlamak içindi. Gavran’ın kafası hızlı çalışırdı, özellikle dil ve mantık konularında. Edebiyat dersinde düzgün cümle kurar, tarih dersinde olayların arkasındaki sebep-sonuç ilişkisini çözmeye çalışırdı. Arkadaş çevresi genişti ama “en yakın” dediği insan sayısı azdı. Çünkü Gavran herkese gülümseyebilirdi ama herkesin içine girmesine izin vermezdi. Birini gerçekten sevmesi için onun karakterini çözmesi gerekirdi. Okulda kavga çıkar mıydı? Çıkardı. Ama Gavran kavga eden taraf olmazdı. O daha çok kavga çıkmadan önce araya girip cümle kuran olurdu. Bazen iki kişi birbirine girecekken, Gavran sakin bir sesle: “Gerek yok… ikiniz de saçmalıyorsunuz.” derdi ve tuhaf şekilde ortam düşerdi. İnsanlar onun ağzından çıkan kelimeleri “ağır” bulurdu çünkü Gavran konuştu mu boş konuşmazdı.   Gençlik Dönemi: Beyefendilik Bir Maske Değil, Seçimdi Liseye geldiğinde Gavran’ın karakteri daha netleşti. O artık “sakin çocuk” değil, sakin ama etkili bir gençti. Dışarıdan bakınca problemsiz, temiz, düzgün bir delikanlı gibi dururdu. Ama Todorov soyadının getirdiği gerçekleri de inkâr etmezdi. Aile toplantılarında, büyüklerin konuşmalarında bir şey dikkatini çekmişti: Bazı adamlar gücü sadece korku ile kuruyordu. Bazıları ise saygı ile… Gavran ikinci türden olmak istedi. Çünkü korku geçiciydi. Saygı kalıcıydı. Gençlik döneminde sosyal hayatı da renkliydi. Kadınlarla iletişimi çok rahat gelişti. Ama bu rahatlık “laçkalık” değildi. Gavran kadınlarla konuşurken asla yükselmez, asla kaba olmazdı. İlgi gösterirken bile ölçülüydü. Flört onun için oyun değil, zarif bir iletişim biçimiydi. Bir mekânda oturduğunda dikkat çekerdi ama bunu “ben buradayım” diye bağırarak değil; varlığıyla yapardı. Kadınlara iltifat ederken ucuz cümle kurmazdı. Mesela biri güzel giyinmişse: “Tarzın fazla iddialı değil ama çok net… yakışmış.” derdi. Bu cümleler hem sade hem etkiliydi. Gavran’ın cazibesi tam da buradaydı: Abartmadan etkilemek. O dönemde kendini geliştirmek için çok şey yaptı. İnsan psikolojisini okumaya merak sardı. Pazarlık, ikna, konuşma teknikleri… Hepsini “hayat bilgisi” gibi görüyordu. Çünkü onun dünyasında hayatta kalmak için sadece güç değil, akıl gerekiyordu.   Todorov Ailesi İçindeki Yeri: Dışarıdan Yakın, İçeriden Temkinli Gavran Todorov ailesine yabancı değildi ama her zaman bir tık “farklıydı”. Bazı kuzenler sertti, bazıları deliydi, bazıları direkt saldırgandı… Gavran ise o ateşin yanında duran soğuk bir bıçak gibiydi. Aile içinde ona güvenenler vardı çünkü sır tutardı. Ama aynı zamanda bazıları da ondan çekinirdi çünkü Gavran: Gereksiz konuşmazdı Her şeyi görür gibi bakardı Birini kırmadan sınır çizerdi Onun en güçlü yanı şuydu: Kimseyle kavga etmeden üstünlük kurabilmesi.     Los Santos’a Gelişi: “Kaçış” Değil, Yeni Bir Sahne Gavran’ın Los Santos’a gelişi bir gecede alınmış ani bir karar değildi. Bu bir “kaçış” da değildi. Çünkü Gavran kaçan biri değildi. O, her zaman plan yapardı. Sırbistan’da işler zamanla daha karmaşık hale gelmeye başlamıştı. Aile içinde bazı anlaşmalar, bazı bağlantılar, bazı adamlar… Gavran bunun içinde boğulmak istemiyordu. Çünkü o kendi yolunu çizmek istiyordu. Los Santos onun için bir fırsattı: Daha büyük bir şehir Daha fazla insan Daha fazla ihtimal Ve en önemlisi… daha fazla “oyun alanı” Ama Los Santos aynı zamanda tehlikeliydi. Gavran bunu bilerek gitti. Çünkü o tehlikeyi sevdiği için değil, tehlikeyi yönetebildiği için oraya adım attı. Şehre ilk geldiğinde gözleri hemen çevreyi okumaya başladı. Hangi sokakta kim var, kim kiminle, kim nerede güçlü… Gavran Los Santos’u bir şehir gibi değil, bir satranç tahtası gibi gördü. İlk günlerinde çok dikkat çekmedi. Bir süre sessiz kaldı. Mekânlara gitti, insanları izledi, ortamı kokladı. Çünkü Gavran’ın tarzı şuydu: Önce dinle, sonra konuş. Önce izle, sonra hareket et. Los Santos’ta kendine yeni bir düzen kurdu. Bazı işlere girdi, bazı bağlantılar kurdu. Ama bunu “mafya çocuğu” gibi yapmadı. O, daha çok şehirdeki düzgün insanlarla, iş dünyasıyla, gece hayatının görünmeyen tarafıyla ilişki kurdu. Lounge barlar, otel restoranları, özel partiler… Gavran bu tarz ortamlarda çok rahat hareket ederdi. Çünkü o mekanlar onun diliydi. İnsanlar bağırarak güç göstermeye çalışırken, Gavran bir bardak içkiyle oturup karşısındakini konuşturarak her şeyi öğrenirdi.   Gavran’ın Los Santos’taki Amacı Gavran Los Santos’a bir şey kurmaya geldi. Kendini ispat etmeye değil… Kendini inşa etmeye geldi. Aile bağlarını koparmadı ama kendini tamamen aileye de zincirlemedi. Todorov soyadı ona kapı açıyordu, evet… ama Gavran o kapıdan girerken bile kendi kurallarını taşıyordu. Los Santos’ta onun hedefi şuydu: Güvenilir bir isim olmak İnsanların ona “beyefendi” demesi Ve bu beyefendiliğin altında ciddi bir güç olduğunu hissettirmek Çünkü Gavran’ın tarzı sertlik değil, zarafetle korkutmaktı. Ve şehrin içinde yavaş yavaş şu söylenti yayılmaya başladı: “Todorovlardan biri gelmiş… ama bu farklı. Bu bağırmıyor… gülümseyerek kazanıyor.”     Hobiler & İlgi Alanları Satranç / strateji oyunları (kafası hep çalışır) Kaliteli içki kültürü (viski, şarap vs. tadım) Klasik müzik + lo-fi (kafa dinlemek için) Gece şehir sürüşleri (tek başına, sakin) Kitap okuma: psikoloji, insan davranışları, iş dünyası Şık mekanlar: lounge, otel barı, sessiz yerler   Yetenekleri / Güçlü Yanları İnsanları hızlı analiz eder Pazarlık ve ikna konusunda iyidir Sessiz kaldığında bile baskı kurabilir Plan yapmayı sever, plansız işten hoşlanmaz Sadakat onun için önemlidir (ama kör sadakat değil)   Dış Görünüş / Aura Genelde temiz giyinir, klasik tarzı sever. Saat, parfüm, detay takıntısı vardır. Ortamda sigara içiyorsa bile “cool” durur, bağırmaz çağırmaz. Göz teması kuvvetlidir, konuşurken insanı kilitler.   Kişilik & Karakteristik Özellikler Nazik ve kontrollü: Asla gereksiz yükselmez, sinirini dışarı kusmaz. Zeki ve stratejik: Konuşmadan önce düşünür, konuşurken hedefi bellidir. Neredeyse hiç küfür etmez: Küfür yerine ince bir iğneleme kullanır, daha etkili olur. Karizmatik ama sakin: Gösteriş yapmaz, zaten kendini belli eder. Soğukkanlı: Panik yapmaz, kriz anında bile rahat durur. Güven veren biri: İnsanlar onun sözünü “boş konuşmaz” diye dinler.
    • fieL
      RUHSATINIZ ONAYLANDI Ruhsatınız City of Los Santos Government tarafından onaylanmış ve aktifliği başlamıştır, bu süreçten sonra ruhsatınızın takibini yapmak sizin sorumluluğunuzda olup, yapmamanız halinde cezai işlemlere tabii tutulabilirsiniz. En kısa sürede fiziki ruhsatınız teslim edilecektir. (( @Quanze ))     City Planning Division Deputy Director Ryan Latshaw
  • En Çok Katkı Verenler

    1. fieL
      fieL
      2873
    2. kwo
      kwo
      1966
    3. Asap
      Asap
      1661
    4. Boreki
      Boreki
      1557
    5. Izanagi
      Izanagi
      1540
  • Aktif Kullanıcılar

    1. 1
      Manifesto
      Manifesto
      156
    2. 2
      Lyrasxd
      Lyrasxd
      134
    3. 3
      Asap
      Asap
      121
    4. 4
      Wooser
      Wooser
      118
    5. 5
      atomfurki
      atomfurki
      93
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgilendirme

Terms of UseGizlilik Politikası