Jump to content

Önerilen İletiler

Oluşturuldu: (düzenlendi)

Monica Sornes – “White Queen of the Streets”

Norveç’in batısında, denizle ormanın buluştuğu sessiz bir şehirde dünyaya gelen Monica Sornes, 26 yaşında, zengin ama soğuk bir ailenin ortanca çocuğuydu. Ailesi, Sornes soyadının toplumda taşıdığı itibarı korumakla meşguldü. Babası, başarılı bir iş insanı; annesi ise toplum içinde zarafet timsali bir kadındı. Üç kardeşin ortancası olan Monica’nın çocukluğu, abisi Kaiser’in başarılarıyla ve kız kardeşi Vera’nın masumiyetiyle gölgelenmişti.

Küçüklüğünden beri renkleri, müziği ve sanatı seviyordu. Hayali, Norveç’in önde gelen güzel sanatlar okullarından birinde okuyup kendi tarzını yaratmaktı. Ancak ailesi onun bu hayalini "zaman kaybı" olarak gördü. Onlara göre Monica, Sornes ailesinin adını “ciddiyetle” temsil etmeliydi. Hukuk, ekonomi, siyaset — sanat onlara göre bir heves, bir zayıflıktı.

Lise dönemine geldiğinde, ailesi onu zorla akademik bir liseye kaydettirdi. Günleri sıkıcı derslerle, geceleri ise gizlice çizdiği eskizlerle geçti. Ancak içindeki tutku, aile baskısının ağırlığıyla karışınca sonunda patladı.

Bir gece, tartışmaların ardından evden kaçtı.
Ama yalnız değildi. Küçük kardeşi Vera, onu o kadar seviyordu ki, ablasını tek başına bırakmak istemedi. Bavullarını toplayıp onun peşine takıldı.

b66dluk.png


Los Santos’a Kaçış

Norveç’in soğuk sokaklarından Los Santos’un neon ışıklı kaosuna bir uçak biletiyle varmışlardı. Şehir, Monica’nın hayal ettiği gibi özgür ama acımasızdı. Paraları tükenmek üzereydi ve kalacak yerleri yoktu. O dönemde Vera’yı koruma içgüdüsü, Monica’nın tüm kırılganlığını bastırdı. Artık o bir “abla” değil, bir “liderdi.”

Bir süre sonra ikisi de küçük bir oto tamirhanesinde işe başladılar. Garajın adı Hells Street Garage’tı, sahibi ise sert ama adaletli bir adam — Theodore Douglas.

Theodore, Monica’nın güçlü karakterini ve motorlara olan doğal ilgisini fark etti. Ona güven verdi, mekanik işini öğretti, hatta garaj ekibiyle tanıştırdı. Monica kısa sürede “ekibin ablası” gibi görüldü. Ancak bir süre sonra garaj sadece iş değil, bir aile oldu.

Kazandığı ilk parayla, çocukluk hayali olan özgürlüğü temsil eden bir şey aldı: kendi arabasını.
Bu araba, onun yeni hayatının simgesiydi.

rkypicy.png


Sokakların Çağrısı

Los Santos geceleri, başka bir dünyanın kapısını açıyordu. Motor sesleri, neon ışıklar, adrenalin... Monica, sokak yarışlarına karışmaya başladı. Hız, ona yaşadığını hissettiriyordu. Kazandığı her yarışta, Norveç’te bastırılmış olan kişiliği biraz daha özgürleşti.

Ama Vera, bu dünyanın karanlık taraflarından korkuyordu. Geceleri ablasını beklerken, evden ayrıldıkları güne dair pişmanlıkları büyüyordu. Bir süre sonra dayanamadı. Monica’ya sarılıp, “Evime dönmek istiyorum,” dedi.

Monica’nın kalbi kırıldı, ama Vera’nın kararına saygı duydu. Onu Norveç’e gönderdi — bir daha aynı şekilde olamayacaklarını bilerek.

ndti7sg.png


Tek Başına Bir Kraliçe

Vera gittikten sonra Monica, sessizliğe gömüldü. Artık kimseye bağlı değildi, kimseye hesap vermiyordu. Günlerini çalışarak, gecelerini yarışlarda geçirerek doldurdu.
Aylar süren mücadele sonunda Davis’te küçük bir bar açtı.

Adı: White Bar.
Sebebi basitti — beyaz, onun geçmişindeki soğuk Norveç’i; bar ise kendi kurduğu sıcak dünyayı temsil ediyordu.

White Bar kısa sürede sokak yarışçılarının, mekanikçilerin ve kaybedip yeniden ayağa kalkanların uğrak yeri haline geldi. Monica, hem patron hem de koruyucu figür haline geldi. Artık ona “White Queen” diyorlardı.

k7pkder.png


Kaiyo ve Yeni Aile

Bir gece, White Bar’a gizemli bir adam geldi: Kaiyo.
Los Santos’un en tanınmış garaj çetelerinden birinin lideriydi. Monica’nın adını duymuş, onun hırslı karakterinden etkilenmişti.

İlk başta sadece konuşmak istemişti ama ikili arasında ortak bir şey vardı:
Yalnızlık ve amaç arayışı.

Kaiyo’nun teklifi açıktı:

“Sen zaten bir lider gibisin, Monica. Neden bunu sokaklara da yansıtmayasın?”

Böylece Monica, Kaiyo’nun garaj çetesine katıldı. Ancak o hiçbir zaman sadece bir “üyeydi” demek doğru olmazdı — kısa sürede ekibin en güvenilir isimlerinden biri haline geldi.

White Bar hâlâ onun evidi, ama artık arkasında bir aile, yanında da mücadele edecek insanlar vardı.

tarihinde loki01 tarafından düzenlendi
  • Beğen 1
gönderildi (düzenlendi)

 

Bölüm II — Asfalt Üstünde Aşk

Los Santos geceleri her zaman gürültülüdür; sirenler, motor sesleri, uzaktan gelen rap melodileri… Ama o gece şehir sessizdi. White Bar kapanmak üzereydi. Monica tezgâhın arkasında bardakları toplarken kapı aralandı.

Kapıda kısa boylu, koyu tenli bir adam duruyordu. Üzerinde eski bir kapüşonlu, gözlerinde hem yorgunluk hem de kendinden emin bir ifade vardı. Adı Gekyume Goulbourne, sokaklarda Gekyu olarak biliniyordu; yeraltı rap sahnesinin sert ve gerçekçi isimlerinden biri.

Monica onu izledi. Bir sıcaklık vardı gözlerinde; Los Santos’un karanlığında nadir rastlanan bir samimiyet. O gece, bardaki köşeye oturup defterinden kelimeleri mırıldanmaya başladı. Monica sessizce izledi; sözler bir ritim gibi etrafı sardı.


Yakınlaşma

Gekyu, günler geçtikçe White Bar’a sık sık gelmeye başladı. Bazen arka masalarda yazdığı satırları tekrar eder, bazen Monica arabasıyla uğraşırken sessizce izlerdi. Monica, onun yanında kendini rahat hissediyordu.

Bir akşam, bar kapandıktan sonra Gekyu küçük bir hoparlör çıkardı. Kendi yazdığı bir şarkıyı çaldı. Ritmi düşük, sözleri ağırdı. Monica sessizce dinledi. Şarkının her satırı, yıllardır içten içe hissettiği boşluğu anlatıyordu.

O gece birlikte White Bar’ın arka tarafına, küçük bir boş araziye gittiler. Monica arabasını kenara çekti. Şehrin ışıkları gökyüzüne karışıyordu. İlk kez, Monica yıllardır hissetmediği bir şeyi hissetti: gerçek bir bağ, güven ve sıcaklık.


Karanlık Taraf

Ama Los Santos’ta her güzel şeyin bir bedeli vardır. Gekyu birkaç gün ortadan kayboldu. Monica onu Little Seoul’de buldu; duvar dibinde, gözleri donuk, ellerinde ezilmiş bir torba vardı.

Uyuşturucu.

Monica sessizce arabasına alıp White Bar’a götürdü. Gekyu birkaç gün boyunca toparlanmaya çalıştı, ama sessizlik her şeyi örttü. İkisi de biliyordu ki, bu bağ ne kadar güçlü olursa olsun, Los Santos’un karanlığı ikisini bir arada tutamayacaktı.


Ayrılık

Monica, içindeki acıyı bastırmak zorunda olduğunu fark etti. Gekyu’yu terk etti. Bir sabah, arabasına binip White Bar’dan sessizce ayrıldı. Gekyu ardına bakamadı; yalnızca giden siluetini izledi.

Barın köşesinde Gekyu’nun bıraktığı defter ve küçük bir zincir hâlâ duruyordu. Monica her gece arabasına binip şehrin dışına sürer, deniz kenarına giderdi. Arabasını park edip sessizce uzaklara bakar, içten içe fısıldardı:

“Sen ritmini kaybettin, Gekyu… Ben sessizliği seçmek zorundayım.”

White Queen hâlâ güçlüydü, White Bar hâlâ onun evi… ama kalbinde bir boşluk vardı; sessizlikle dolu, asfaltın ışıklarında kaybolmuş bir boşluk.





taq4x32.png



 

Bölüm III — Dragon Riders ve Sokakların Kraliçesi
 

Garajın Kapısı

Dragon Riders Garajı, Los Santos’un kuzeyinde, yağmurla parlayan asfaltın ortasında sessiz ama tehlikeli bir yerdi. Garajın sahibi, Kaiyo’nun sağ kolu olan eski bir yarış efsanesiydi. İçeri giren her yeni kişi, önce saygı göstermeyi, sonra motorları ve arabaları anlamayı öğrenirdi. Monica, White Bar’ın kapılarını yönettiği gibi burada da kendini göstermek istiyordu.

İlk günlerinde gözler üzerindeydi. Diğer mekanikçiler onu küçümsedi, bazıları ise şüpheyle baktı. Fakat Monica’nın elleri ve zekâsı kısa sürede konuştu. Motorlara dokunuşu, hızın ve mekanik detayların dilini bilmesi, garajın sert kurallarını çiğnemeden onu kabul ettirdi.


İlk Yarış ve Kanıt

Monica, Dragon Riders ekibiyle ilk resmi yarışına katıldığında, herkes onun sadece bir “White Bar sahibi” olduğunu düşünüyordu.
Ama o, asfaltın üstünde başka bir kişiydi. Arabasının direksiyonunda, her virajda, her ani gazda tecrübeyi ve adrenalinini birleştiriyordu.

Yarış başladığında kalp atışları hızlandı, sokak lambalarının ışığı arabasının metalinde parladı. Monica, rakipleriyle arasındaki mesafeyi açtı. Son virajı dönerken, arkadaki arabaların motor sesleri arka planda yankılanıyordu. Ve o, yarışı kazanarak sadece kendini değil, Dragon Riders Garajı’ndaki yerini de kanıtladı.


İki Yüzlü Hayat

Artık Monica için her şey netti.
White Bar’da saygın bir işletmeci olarak duruyor, sokak yarışçılarının ve garajın güvenini kazanıyordu. Legal yüzü: barın sahibi, insanlarla ilgilenen, saygı gören bir figürdü.
Illegal yüzü: sokakların hız kraliçesi, yarışlarda adrenalin ve kazanç peşinde koşan bir efsane.

Gündüzleri barın ışıkları altında oturuyor, müşterilerle sohbet ediyor, şehrin sosyal ağı içinde saygı kazanıyordu. Gece olunca ise arabasına binip Los Santos’un karanlık sokaklarında yarışıyor, adını duyuruyordu. Artık Monica, hem legal hem illegal dünyalarda tanınan biriydi.


Şehirde Tanınmak

Kazandığı her yarış, White Bar’a gelen her müşteri ve Dragon Riders Garajı’ndaki her onay Monica’nın şehirdeki itibarını artırıyordu. Sadece rakipler değil, polis bile adını yavaş yavaş öğrenmeye başlamıştı. White Bar, yarışçılar için bir buluşma noktası haline geldi; Dragon Riders ekibi için ise Monica bir lider ve örnek.

Geceleri yarış sonrası White Bar’a döndüğünde, mekanın köşesinde oturur, aldığı paraları ve kazandığı saygıyı değerlendirirdi. Her şeyin farkındaydı: sokakların kuralları sertti, ama o kendi sınırlarını çizmişti. Arabasının direksiyonunda hissettiği özgürlük ve barın ışıkları altında kazandığı saygı, onu Los Santos’un en tanınan ve korkulan figürlerinden biri haline getirmişti.


Kendi Dünyasını Kurmak

Monica için artık bir hedef daha vardı: hem White Bar’ı büyütmek, hem de Dragon Riders garajında kendi ekibini güçlendirmek. Sokaklarda ismini duyurmuş, şehirde tanınmış ve iki yüzlü hayatını ustalıkla yaşamayı öğrenmişti.

Her gece arabasına bindiğinde, asfaltın üstünde sadece hızını değil, geçmişini ve kayıplarını geride bırakıyordu. White Queen, Los Santos’ta artık bir efsaneydi: kimse onun hızını, zekâsını ve kararlılığını sorgulamaya cesaret edemezdi.

tarihinde katrimatem tarafından düzenlendi
gönderildi (düzenlendi)

CHAPTER: BLOOD

Bölüm IV — Kızıl Işıkta Yeniden Doğuş
 

Beyaz Sessizlik
Los Santos’un gecesi her zamanki gibi neonla karışık bir sis içindeydi. Motor sesleri uzaktan yankılanıyor, barların tabelaları yağmur damlalarıyla parlıyordu. Monica, White Bar’ın arka odasında aynanın karşısında oturuyordu. Saçları, ay ışığı gibi beyazdı. O beyaz, onun için bir sığınaktı — geçmişin soğukluğundan, ailesinin baskısından kalan bir izdi. Her sabah saçlarına baktığında, kendine şunu söylerdi: “Soğukkanlı kal. Duygular zayıf halkadır.” Ama o akşam her şey değişti. Kapıdan içeri giren adam, yıllardır unuttuğunu sandığı bir sese sahipti. Kaiser Sornes, bir zamanlar onu koruyan, sonra da onu geride bırakmak zorunda kalan tek kişi. O an, içindeki duvarların çatladığını hissetti. Beyaz sessizlik, yerini yanmaya bıraktı.


Ateşin İlk Kıvılcımı

Kaiser’ın Los Santos’a dönüşüyle her şey yeniden canlandı. Garaj, White Bar, hatta şehir bile farklı nefes alıyordu. Kaiser garajda makinelerle uğraşırken, Monica onu uzaktan izliyordu — yılların özlemiyle karışık bir huzursuzluk. O gece bar kapandıktan sonra Monica aynanın karşısına geçti. Masasında duran kırmızı boya tüpüne baktı; dokunmadığı, ama hep sakladığı o renge. “Kaiser döndü… ve ben yine hissediyorum.” Elini boyaya daldırdı. Beyaz teller birer birer kızıl ateşe dönüştü. Renk saçlarından süzülürken, gözlerinde kararlılıkla parlayan bir şey vardı —

Yeniden doğuş.

Artık sokaklarda eski Monica yoktu. Artık o, Los Santos’un Red Queen’iydi.
 


White Bar: Asfaltın Kalbi

White Bar o dönemde şehirde efsane olmuştu. Loş ışıkları, paslı metal dekorları, duvarlardaki neon yazılarla doluydu. Barın köşesinde “Drive Fast, Die Last” yazardı — Monica’nın mottosu haline gelen söz. Burası sıradan bir bar değildi. Hobi odaları vardı; birinde sürücüler motor parçalarını toplar, diğerinde sanatçılar sprey boyalarla duvarlara iz bırakırdı. Barın her köşesi Los Santos’un ruhunu taşırdı — yağ, müzik, kahkaha ve gizli planlar. Monica, barın ortasında yürürken herkes başını çevirirdi. Kırmızı saçları loş ışığın altında parlıyor, her adımı sessiz bir meydan okuma gibi yankılanıyordu. “Red Queen geldi.” İnsanlar fısıldardı, ama o yalnızca yürür, bar tezgâhına yaslanır, sessizce etrafı izlerdi.


Sokakların Kırmızı Yankısı

Los Santos artık sadece bir şehir değil, bir oyun tahtasıydı. Yarışlar, bahisler, mekanlar… Hepsi Monica’nın White Bar’ına akıyordu. Artık herkes onun adını biliyordu: “White Queen öldü. Red Queen sokaklarda yaşıyor.” Kaiser ise garajda yeni motor sistemleri kuruyor, Dragon Riders’ı büyütüyordu. İkisi de kendi yolundaydı, ama kaderleri iç içeydi. Monica geceleri yarışlara katılır, kazandığı her yarıştan sonra White Bar’a dönerdi. Motorunun egzozundan çıkan ses, şehirde bir işaret gibiydi: O oradaysa, gece daha yeni başlıyordu.


Kaiser ve Kızıl Kraliçe

Bir akşam Kaiser White Bar’a geldi. Loş ışıklar saçlarının kızıllığında yankılanıyor, barın müziği yavaşça azalıyordu. “Saçlarını neden değiştirdin?” diye sordu sessizce. Monica bardağa uzandı, içkisinden bir yudum aldı. "Beyaz geçmişim içindi,” dedi. “Kırmızı… senin dönüşün için.” Kaiser birkaç saniye sustu, sonra gülümsedi. “Sokaklar seni tanıyor artık.” "Tanısınlar,” dedi Monica. “Ama sevmek zorunda değiller.” O gece barın müziği tekrar yükseldi. Monica, kalabalığın arasına karıştı; ışıklar saçlarına vurdukça bar, kırmızı bir denize dönüştü. Kaiser arkasına yaslanıp onu izledi. O artık sadece bir kardeş değil, Los Santos’un kırmızı imzasıydı.


Kızıl Gece

Bar kapandıktan sonra Monica arabasına bindi. Şehir sessizdi. BMW M2’sinin motorunu çalıştırdı; kırmızı saçları aynada parlıyordu. Los Santos’un ışıkları camlara yansırken, Monica direksiyonu kavradı. Artık o geçmişinden kaçmıyor, onunla yarışıyordu. Kaiser’ın dönüşüyle hem yeniden doğmuş, hem de yeniden yanmıştı. O gece şehir bir kez daha fısıldadı: “Kırmızı saçlı kadın geçtiyse, bu gece kaybeden sen olacaksın.” Ve motor sesi uzaklaştı. Sokaklar yine onun rengine boyandı —
Kızıl, sıcak ve özgür.

 

BÖLÜM V

Gecenin Düşüşü

White Bar o gece her zamankinden daha kalabalıktı. Dragon Riders ekibinin başarısını kutlamak için düzenlenen etkinlik, Los Santos’un dört bir yanından insanı çekmişti. Müzik yüksekti, motor sesleri dışarıda yankılanıyordu, ve Monica’nın kırmızı saçları kalabalığın ortasında parlıyordu. Ama gecenin büyüsü uzun sürmedi. Şehrin sınırlarında yapılan yarış ve sonrasındaki “gösteri” kontrolden çıktı. Bir araç patladı, bir depo yandı, güvenlik güçleri baskın yaptı. O gece Los Santos sessizleşti. Ve ertesi sabah gazetelerde manşetler aynıydı: “Blood Queen Tutuklandı.”


White Bar’ın Sessizliği

Monica, gözaltına alınırken White Bar’ın önünden geçti. Kapının önünde Kaiser ve Dante Castro bekliyordu. Kaiser’ın yüzü donuktu, ama gözlerinde o eski koruma içgüdüsü yanıp sönüyordu. “Barı sana bırakıyorum,” dedi Monica, kelepçelerin sesi arasında. “Burası benim evim... ama şimdi senin sorumluluğun.” Kaiser başını eğdi, hiçbir şey söylemedi. Dante’nin gözlerinde saygıyla karışık bir endişe vardı. O andan sonra White Bar onların omuzlarındaydı — ve Los Santos ilk kez Blood Queen’siz bir geceye tanık olacaktı.


Demir Parmaklıklar Arasında

Hapishanenin kapıları kapandığında, dışarının neon ışıkları bir anda yok oldu. Yerini soğuk beton, gri duvarlar ve metal yankılar aldı. Monica başını kaldırdı — hala gururluydu, hala güçlüydü. Hapishanenin içinde onu bekleyen biri vardı: Akari Shirai. Daha önce birkaç sokak yarışında adını duymuştu, ama şimdi kader onları aynı hücreye kapatmıştı. Akari’nin beyaz saçları kısa, bakışları keskin ve tehlikeliydi. Akari ile Dragon Riders'da tanışmıştı ama etkinliklerden sonra geceleri göze batmamak için evlerinden çıkmıyorlardı ve birbirlerinden haberleri yoktu. Kimse kimsenin tutuklandığını bilmeden Akari ile aynı hücreye şans eseri düştüler ve o andan itibaren hapishanede kraliçelerin sözü geçmeye başladı. 


İki Kraliçe, Bir Kural

Monica ve Akari hapishanenin kurallarını kendi dillerine çevirdi. Kimseye boyun eğmediler. Koridorlarda sessizce yürüdüklerinde herkes kenara çekiliyordu. Bir süre sonra diğer mahkumlar onlara farklı bir isim taktı: “Kraliçeler.” Monica, gardiyanların bile gizlice saygı duyduğu bir figür haline geldi. Disiplinliydi, planlıydı; ama aynı zamanda herkese umut veren bir tarafı vardı. Akari ise onun karanlık yansımasıydı — sert, hızlı, tehlikeli. Beraber çalıştılar, beraber sustular. Her sabah egzersiz alanında, ikisinin adımları aynı ritimde yankılanırdı. O beton avluda bile sokakların ritmini taşıyorlardı. Ve zamanla, aralarında kelimelere gerek kalmayan bir bağ oluştu. Savaşmıyorlardı — hükmediyorlardı.


White Bar’ın Yankısı

Aylar geçtikçe, dışarıda Kaiser ve Dante barı ayakta tutmaya çalışıyordu. White Bar’da her gece aynı şarkı çalardı — Monica’nın en sevdiği, motor sesine benzeyen bir ritim. Müşteriler artık fısıldıyordu: “Blood Queen geri dönecekmiş.”
“Bar hâlâ onun kokusunu taşıyor.” Kaiser içten içe bir plan kuruyordu. Monica serbest kaldığında White Bar’ı yeniden inşa edecek, ama bu kez hem legal hem illegal dünyada yerini sağlamlaştıracaktı. Dante ise barın güvenliğini devralmış, Monica’nın izinden giderek barın ruhunu korumuştu. Her gece barın bir köşesinde onun için bir bardak bırakılırdı. Dokunulmaz. Sessiz bir anma gibi.


Blood Queen'in Dönüşü

Altıncı ayın sonunda Monica ve Akari hapishane avlusunda oturuyordu. Gökyüzü gri, hava ağırdı. Akari sessizliği bozdu: “Buradan çıkınca ne yapacaksın?” Monica derin bir nefes aldı. “Her şeyi geri alacağım. White Bar’ı, sokakları... adımı.” Akari gülümsedi. “O zaman birlikte yaparız.” O an, hapishanenin duvarları artık onları sınırlamıyordu. İki kadının gözlerinde aynı ateş vardı. Hapishane onların sonu değil, yeniden doğuşuydu. Ve aylar sonra kapılar açıldığında, Los Santos bir kez daha nefesini tuttu. Blood Queen geri dönüyordu — ama artık yalnız değildi. Yanında Kaze vardı: Akari Shirai.


Blood ve Kaze

Monica serbest kaldığında White Bar’a ilk adımını attı. Kaiser kapıda onu karşıladı, Dante arkasında durdu. Bar hâlâ loştu, ama duvarlar artık farklı görünüyordu — onun yokluğunda bile yaşadığı belliydi. “Hoş geldin, Monica,” dedi Kaiser. Monica barın ortasına yürüdü. Saçları hâlâ kırmızıydı, ama gözleri artık çok daha soğuktu. Bar tezgâhına dokundu, yüzünde küçük bir tebessüm belirdi. “Artık kimse bu şehri benim için tanımayacak,” dedi. “Bu kez ben şehri tanıyacağım.” O gece White Bar yeniden açıldı.
Kırmızı ışıklar yanarken, Los Santos’un sokaklarında yeni bir söylenti dolaştı:“Blood Queen geri döndü... yanında Kaze var.” Ve şehir bir kez daha titredi.

tarihinde loki01 tarafından düzenlendi
gönderildi

harbi kraliçelerden

  • Teşekkürler! 2
gönderildi

başarılı

  • Teşekkürler! 2
gönderildi

enfes bişi bu tadını bilenler bu yorumu beğensin

  • Teşekkürler! 1
gönderildi

Epey bir süredir banlı bir karakter, en yakın zamanda banımın açılıp tekrar sahalara inmeyi bekliyorum.

  • 3 hafta sonra...
gönderildi

İstek üzerine tekrar aktif. @loki01

gönderildi

CHAPTER 3 BURAYA YAZILACAK.

gönderildi

...

 

Misafir
Bu konu kilitlenmiş, mesaj gönderemezsiniz.
  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    • Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.
  • Son Reklamlar LIVE

    30s yenilenir • 15 reklam

    Ester Rey
    41
    Ester Rey ÇEVRİMİÇİ

    Gecenin yavaş aktığı yerdeyiz. Vespucci Canals. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Rei Shirai
    34
    Rei Shirai ÇEVRİMİÇİ

    Vespucci Canals’ta kısa bir mola, uzun bir huzur. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Enrico Sante
    20
    Enrico Sante ÇEVRİMİÇİ

    [ADS Güvenlik] Sende şehrin en iyi bodyguardı olmak istemez misin? İletişim: 578-122

    Charles Mayfield
    48
    Charles Mayfield ÇEVRİMİÇİ

    Acele yok, gürültü yok. Vespucci Canals’ta gecenin sade hâli. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Vance Fisher
    45
    Vance Fisher ÇEVRİMİÇİ

    Davis online, bandrollü hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hemde doğal! (/gps isyeri 108)

    Hank Hudson
    16
    Hank Hudson ÇEVRİMİÇİ

    Davis online, bandrollü Hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hem de doğal! (/gps isyeri 108)

    Lucas Wendel
    15

    Davis online, bandrollü hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hemde doğal! (/gps isyeri 108)

    Leontis Salazar
    39
    Leontis Salazar ÇEVRİMİÇİ

    Akşam yemeğini unuttuysan ocağı şimdi yaktım, Vespucci'ye uğra!. Tacos Atack!

    Marina Westbrook
    17
    Marina Westbrook ÇEVRİMİÇİ

    Vespucci Canals’ta kısa bir mola, uzun bir huzur. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Ester Rey
    41
    Ester Rey ÇEVRİMİÇİ

    Gecenin yavaş aktığı yerdeyiz. Vespucci Canals. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Aurick Jayhsen
    22

    Davis online, bandrollü hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hemde doğal! (/gps isyeri 108)

    Ryan Harrelson
    21
    Ryan Harrelson ÇEVRİMİÇİ

    Gecenin yavaş aktığı yerdeyiz. Vespucci Canals. Elysia Cafe (/gps isyeri 479)

    Jason Weisberg
    41
    Jason Weisberg ÇEVRİMİÇİ

    Vespucci Canals’ta loş ışıklar, sakin bir atmosfer ve kahvenin en dingin hâli. Elysia Cafe’de gece yavaşlar. (/gps isyeri 479)

    Andre Jackson
    42
    Andre Jackson ÇEVRİMİÇİ

    Davis online, bandrollü hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hemde doğal! (/gps isyeri 108)

    Tanisha Pearce
    28
    Tanisha Pearce ÇEVRİMİÇİ

    Davis online, bandrollü hindistan tütünleri ile legal yoldan kafayı bulun. Hemde doğal! (/gps isyeri 108)

×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgilendirme

Terms of UseGizlilik Politikası